28 Mayıs 2009 Perşembe

He's just not that into you



Önce yalnız, sonra kız arkadaşlarla sonra da sevgiliyle izlenmesi gereken çok tatlı bir film:) Hani biraz daha zorlasak Love Actually kıvamına bile gelebilir bence..

Özellikle "evet evet kesinlikle doğru" deyip kendinizi gördüğünüz sahnelerde önce kahkahalarla gülüp sonra nası yaniii diye birden kara yaslara giriyorsunuz. Aslında hepimizin yani bütün kızların bildiği ama kendinden sakladığı gerçekleri çat çat suratımıza vuran bir film..

Özeti şudur ki; Bir erkek bir kızla sevgili olmak istiyorsa dolandırmadan bulandırmadan ve de uzatmadan olur.. Biraz trajikomik bir yanı da yok değil.. Toplum baskısıyla gerçekleşen evlilikler, iki kalp arasındaki gel gitler, ilişkileri yıpratan takıntılar..

Sözün özü duygular saklanmaya gelmez, siz saklamaya çalıştıkça bir yerden yakalanırsınız mutlaka, o hiç istemediğinizi sandığınız kişiye bir bakmışsınız aşıksınız; ya da deli gibi aşık olduğunuz -aslında öyle sandığınız- kişi bir bakmışsınız artık umrunuzda bile değil!..

B.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Mazi..


"Bir vurgun olmayacak artık yüreğimdeki
ve yatağını değiştiren bir nehir gibi
Sanki geri gelmemek üzere giden bir şeyin
kanat sesleri kalacak yalnız kulaklarımda.."

Lale Müldür..

19 Mayıs 2009 Salı

...Juliet...


Geçmişe karışmasın yaşadıklarımız, her an avcumun içinde, gözümün önünde kalsın diye, tekrar tekrar dokunuyorum saçlarıma, ellerime, yüzüme; kapatıyorum gözlerimi, "biz" oluyorum sadece.. Kısacası en güzel aşk filmlerine sen kokan kareler hazırlıyorum, yakında tüm sinemalarda..:)

B.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Çaldım**


"... Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi. Bilinmezdi, heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti. Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı. Her şey ama her şey bir ihtimaldi. Dünyayı güzel kılan da, işte o ihtimallerdi.

"Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı.
Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa, geçmiş olsun demekti. Asla o kitaptaki adam ya da kadın olamazdın artık. 'Sınırlı mutluluklar dönemine hoş geldiniz' yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!"

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Belleğim anılar mezarlığı..


Hiç yaşanmamışa dönmesin hayatım diye yazıyorum.. Yarın olduğunda bugünün ne kadar da güzel olduğunu anımsamak için.. Hayatımız hiçbir zaman bir tek zamandan, bir tek öyküden ibaret değil.. Ne çok ağladık aslında, ne çok şeye alıştık, ne çok şeyi unuttuk, şimdi gülerken aklımıza gelmeyen ne çok şey acıttı canımızı.. Geçmişin renkli ipleriyle örülüyor geleceğimiz.. Yaşadıklarımız, yaşamakta olduklarımız ve yaşamayı hayal ettiklerimizle bir bütünüz aslında.. Dün kim acıttı canını, bugün kimle gülüyosun, yarına kimle uyanmak istiyorsun.. Düşün bakalım.. Çöz geçmişin düğümlü ilmeklerini, ama atma ipliklerini :)

Mevlananın da dediği gibi "Dünle beraber gitti cancagizim, düne ait ne varsa...
Bugün yeni seyler söylemek gerek..."

B.

8 Mayıs 2009 Cuma

Çaldım**



Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Son mektup..


"Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş"

28 Şubat 1947 – 6 Mayıs 1972

5 Mayıs 2009 Salı

Yeni bahar yeni dilek:)



Olur mu canım demeyin.. Olur, isteyince her şey olur.. "İyi düşün iyi olsun" dogmasını bir kenara bırakalım, bahsettiğim şey o değil, zira 1 aydır en yakın arkadaşımın doğumgününde takacağım tacım bile hazırken doğumgünü elim bir sebepten iptal oldu, demekki iyi düşününce iyi olacak diye bir şey yokmuş.. Benim bahsettiğim şey, istediğiniz şeylerin gerçekleşmesinden ziyade, "gerçekleşmez" inancınızın değişmesi..

Hayaller kurun mesela, o kadar gerçek olsun ki hayalleriniz, yüzünüze yerleşmiş tebessümü fark ettiğinizde kocaman gülümseyin.. Neyse yaşam koçluğu taslamak değil niyetim, ben denedim oldu, gerisi size kalmış..

Bu gece hıdrellez, neler yapılabileceği sizin hayal gücünüze kalmış.. Benim kısmet, şans, bolluk bereket içeri girsin diye pencerem açık uyumuşluğum bile vardır yağmur şakır şakır yağarken:) Mektup yazarım mesela, başucuma koyarım sonra odama girip okuyan olmasın diye diken üstünde uyurum.. Bir de gül ağacına dilek gömme faslı var ki bizim sitede tam bir eziyet haline dönüşüyor bu fasıl zira kimse kimsenin dileğini nereye gömdüğünü görmesin diye herkes sanki sabahın 5'inde yürüyüşe çıkmış edasıyla dolaşıp duruyor.. Mesela ben iki sene önce kimse görmesin diye panik haldeyken hangi ağaca gömdüğümü unuttum.. Bir senesi de vapurla işe giderken annem kağıtları denize atiyim diye bana verdi -denize atınca daha çabuk gerçek oluyormuş- neysee ben tam bu küçük kağıtları savururken rüzgar ters esti ve hepsi etrafa uçuştu, artık bulamadığım bir-iki tanesi ki şayet benimkilerse çekirdek çitletmelik malzeme olmuştur bulanlara.. Hele camımın önü çöpadamlarla dolu:)) Neyseki bu konuda dilek dilerken çizimimin kötü olduğunu hep belirttim, dikkate alındığı için de müteşekkirim:)

Bu arada fonda Çocukluğumda gitar derslerimin kabusu "Senden Başka"yı dinliyorum.. Tabi bunun anısı bu kadar değil, babam henüz 18 iken annemlerin oturduğu caddeden onlarca kez geçip bu şarkıyı açarmış, "senden başka senden başka gözüm görmez hiç kimseyi.." Aşk çocuğu olmak ağır sorumluluk, istiyosun ki babadan oğula misali bu misyonu taşı, bana kalsa ben de dinletirim böyle şarkılar, potansiyelim var gayet, ama dinletilen olmayı tercih ederim haliyle, yetkiliye duyurulur:)

B.

3 Mayıs 2009 Pazar

Bilmece..


Bazı sonlar çok zor gelir, ama geldikleri zaman görmezden gelmek sanıldığından daha kolay olur, bazı başlangıçlar ise çok sessiz gelir, kabul ettiğinizi farketmezsiniz bile, sanki hep varmış gibi.. Anlamazsınız, başlangıçlar mı bitişe sebep olur, bitişler mi başlangıçlara..