9 Eylül 2011 Cuma

Ben de biliyorum, o makinayı hala yapamadılar..



Yarın yüksek lisans başvurumu yapıyorum, tam da bu sene de yapamazsam artık hiç yapmam dediğim bir dönemdeydim.. Hayat bazen güzel sürprizler çıkartıyor işte karşınıza.. Sonrasında da o sürprizler hayatınızı kökten değiştiriyor. Aslında hayat bence şundan ibaret; o gün o anda orda olursunuz ve bir şeyler olur; o gün o anda başka bir yerde olsaydınız başka şeyler olurdu ve hayatınızın seyri değişirdi.. Tüm hayatınızın.. Hatta sadece sizin değil, çocuklarınızın hatta torunlarınızın hayatı bile.. Verdiğiniz her karar, attığınız her adım, bulunduğunuz her yer aslında hayatınızın tümü olabilir.. Bence yani.. Bakalım yeni kararım hayatımı nasıl etkileyecek..

Güzel bir alıntı yapmak istiyorum bu gece;

"... Neden dünyanın her yerine, en uzak yolları geçerek gidebiliyoruz da zamanın içinde böyle bir yolculuğu ancak hayalimizde yapabiliyoruz?

Zaman da mekan gibi önümüzde böyle uzanıp gitse, biz de istediğimiz gibi onun içinde gidip gelsek olmaz mıydı?

Bütün o yitirdiğimiz güzel anları, yaşarken ellerimizin arasından kayıp gittiğini fark edemediğimiz günleri, unutulmaz seslenişleri, dokunuşları, öpüşleri, gençliğin vazgeçilmez ürpertisini, heyecanını, yürek çarpıntısını yeniden yaşayabilseydik.. Kapıdan girdiğimizde burnumuza o aşina koku gelseydi..

Sormak isteyip de soramadıklarımızı, tam söyleyecekken vazgeçtiğimiz sözleri, bir başka zamana ertelediğimiz hayalleri, o an için bizi engelleyen bir şey yüzünden hep pişmanlık duyduğumuz ne varsa yaşamak için bir şans daha verilseydi..

Hayatın bir yerinde verdiğimiz kararı değiştirip yeniden başlamak.. Rastlantılar zincirini değiştirmek.. Kendimizle birlikte etkilediğimiz insanların yaşam öyküsünü de yeniden kurmak.. Sanki dev, çözülmesi zor bir yapbozun garip biçimli parçalarını yeniden farklı bir resim olşturacak şekilde bir araya getirmek..

Ah, hayır, biliyorum, o makinayı yapamadılar.."

Başucumda Müzik/Kürşat Başar

6 Eylül 2011 Salı

Bu yaz..




Sözümde duramadım, yazamadım.. Tembelim, miskinim, uyuşuğum.. Bütün bir yaz tek mesaim güneşlenmekti, oysa tatile girmeden önce hedeflerim vardı, photoshop öğrenecektim.. Ama ben ne yaptım, tatil için seçtiğim kitapları aldım elime,okudum, güneşlendim, yemek yedim, okudum, yemek yedim, güneşlendim, alışveriş yaptım, güneşlendim.. Aslında birçok insanın hayalini yaşadım ben bu yaz.. En son öğrencilik yıllarımda yaşadığım sorumsuzca bir tatil yaşadım tam 2 ay boyunca.. Ben hayata deli gibi çalışmak, sürekli idealler peşinde koşmak için gelmediğimi fark ettim bu yaz.. Nası mutlu olabileceğimi keşfettim.. Kariyer planlarımı uzun uzun yaza çize yapmak bana göre değil.. Hayat bana sunuyor zaten doğru zaman geldiğinde, zorlamanın çok da işe yaramadığını fark ettim.. Tabiki istemek çok önemli, çabalamak, çalışmak çok önemli ama yaşamak da çok önemli, hayatı kaçırmamak, gençliğe elveda demeden önce güzel anları geride bırakmak önemli..

Sevgilimle çok güzel zaman geçirdim bu yaz ve ailemle.. Güzel hayaller kurdum, hayal kırıklıkları yaşadım.. Neydim dedim, ne oldum dedim, ne olucam dedim.. Bir tek son sorum cevapsız kaldı.. Hayat bu dedim işte, hayat bu sorunun cevabını beklemek.. Ölene dek cevapsız kalacak bir soru bu, çünkü hep yepyeni "ne olucam"lar gelecek..

Güzeldi benim için bu yaz.. Güzel haberler aldım, düğünler, doğumlar, kazançlar.. Ama kayıplar da oldu, kötü haberler de.. En sevdiklerimden, canımın bir parçasının hastalık haberiyle sarsıldım, düşünmemeye çalışıyorum.. Canım dedelerimi, melek ananemi ziyaret ettim sonsuz uykularında.. Çocukluğum geldi aklıma, çok ağladım bu yaz..

Radyoyu çok özledim, yayın yapmayı, umarım bu yazı uğurlamadan bu özlemim de diner.. Ee ne demişler; umut fakirin ekmeği..

Kısacası valizimi çok güzel biraz da hüzünlü anılarla doldurdum bu yaz..

Söz vermiyorum ama daha sık yazıcam.. Bu arada konuşma diliyle yazıyorum, biliyorum yanlış ama napiyim böyle seviyorum..

Birsen
=)

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Tatlı çarşamba..

Hani bloglar kapatılacak diye bir haber çıkmıştı ya ben de tam gaza gelmiş her gün yeniden yazacağım dediğim bir dönemdi, sonra hevesim kırıldı ve sanki cidden bloglar kapatılmış gibi davrandım uzun süre.. Ama şimdi yeni kararlar aldım yeniden=) Blogumu özenle sevip ilgileneceğim, sonraa kendimle ilgili güzel şeyler yapacağım bakalım işte..

Peki bu arada neler yaptım.. Bir sinema dergisinde yazmaya başladım, online bir dergi, okuyan var mı bilmem, yazıyorum ben işte=) www.sinemalife.com

Internetten alışveriş saçmalığının tiryakisi oldum, çantalar, ayakkabılar arasında boğuldum, bakınca bile almış kadar mutlu oldum, hala da öyleyim=)

Sevgilimle gezdik tozduk, onun çalışma ve başarma hırsına tekrar tekrar hayran oldum ve tembelliğimden yine nefret ettim..

Spora başladım, her pazar havuza ve hamama gidiyorum, masaj yaptırıp peeling yapıyorum..

Yaşlanıyorum diye mutsuz olmaya devam ediyorum yine her zamanki gibi ama sevgilim güzel şeyler söyleyip mutlu ediyor beni..

Bol bol film izledim, bir kısmını yarım bıraktım, tamamlayacağım bakalım ne zaman..

Bir arkadaşım daha evlendi, biri de yaza evleniyor.. Yorum yapmak istemiyorum=)

Boş işlerle uğraşan insanları yine anlayamadım.. Arkadaşı olmasına bile şaşırdığım birinin sevgilisi bile olduğunu öğrenince, bi de o sevgilinin kim olduğunu öğrenince şoktan şoka girdim.. İsim veremiyorum umarım yıllar sonra okuduğumda hatırlarım=)

Murakami'nin "İmkansızın Şarkısı" kitabını okuyorum, okurken genelde Beatles'ın Norweigan Wood şarkısını dinliyorum, kitapla doğrudan bağlantılı.. Kitap içine o kadar alıyor ki okurken kendinizi Tokyo'da bir üniversite öğrencisi gibi hissediyorsunuz ama sonra birden o günlerin geçmişte kaldığını hissi kalbinizin orta yerine yerleşiveriyor. Daha sonra daha detaylı yazarım kitapla ilgili..

Şimdilik durumlar böyle, hayat akıp gidiyor işte, acaba diyorum tüm gün hiç bişe yapmadan dursa insan, yıllarca, böylece hiç anısı olmaz ve zamanın ne kadar çabuk ilerlediğini de fark etmez.. ama yanılıyor da olabilirim.. İzafiyet kuramını çözmek lazım ama sırada kuantum var önce..

B.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Yağmur..


"...yağmura bak uzun uzun.. Zihninde hiçbir şey olmadan, hiçbir şey düşünmeden.. Yağmurun hipnotize gücü vardır..." Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında-Murakami..

Bugün iyi bir fırsat, bakın bakalım yağmur sizi nereye götürecek..

B.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgili pazartesi..


Ne giyelim?
Siyah ya da renkli bir elbise ile yüksek topuklu çizmeler

Ne dinleyelim?
50 First Dates Soundtrack

Ne okuyalım?
İmkansızın Şarkısı/Murakami

Nereye gidelim?
Göksu

Nerede yiyelim?
Çin Büfe/Beyoğlu

Ne izleyelim?
King's Speech

=)
B.

20 Şubat 2011 Pazar

Pirate Radio



Radyo aşkı daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki.. Heleki ben radyoyu çok ama çok özlemişken.. Herkes kendi tercihleriyle yaşar tabiki ama radyonun bir yaşam biçimi olduğu da tartışılmaz.. Dolayısıyla bir kez o dünyanın içine girdiğiniz zaman bir şekilde bedenen uzaklaşsanız dahi ruhunuz, aklınız, kalbiniz hep orda bir yerlerde kalıyor.. Radyo ortamının sıcaklığını, samimiyetini, dostluklarının kalıcılığını bu filmde bir kez daha gördüm.. Mikrofonun insanları nasıl hipnotize ettiğini, binlerce insanın sizin ağzınızdan çıkacak tek bir kelimeyi nasıl beklediğini bir kez daha hatırladım..

Kendimi şanslı hissediyorum aslında.. Sevgilim ve çok yakın arkadaşlarım da radyocu.. O havayı soluyan nadir insanlar arasındalar.. Sevgilim bir kez demişti ki, birbirimizle bile konuşamazken binlerce tanımadığımız insana seslenebiliyoruz.. İşte bu denli büyülü bir dünya.. Televizyondan daha gerçek, daha samimi.. Süse, püse, makyaja, etiketli kıyafetlere gerek olmadan seviyor dinleyicileriniz sizi.. Neşenizi, hastalığınızı, keyifsizliğinizi sadece sesinizdeki ufacık bir farklılıktan bile anlayabiliyorlar.. Kimi sevdiklerini bile bilmeden, görmeden seviyorlar sizi..

Pirate Radio'ya gelince 60'larda geçen ve illegal bir gemiden yayin yapan korsan bir rock radyo istasyonu. Ingiliz hukumeti bu muzigi ahlak bozucu buldugu icin radyoyu kapatmaya calisiyor ve olaylar gelisiyor. Oyuncuları, müzikleri, diyalogları ve kıyafetleri ile oldukça eğlenceli hatta çok tatlı bir film..

11 Şubat 2011 Cuma

Love and Other Drugs


Love and Other Drugs (Drama) trailer HD 24-11-2010
Yükleyen myfilm-gr. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.

Açıkcası çok etkilenmedim, çok ağlayan olmuş, ama o kadar çıplaklık sanırım duygularımı köreltti filmi izlerken.. Özellikle finali ise bana Tarık Akan-Gülşen Bubikoğlu filmlerini anımsattı, bir de otobüsün üstünden sarksaymış kahramanımız tam olacakmış.. Şu otobüsü durdurup, kızı indirme sahnesi çoktan klişe olmadı mı..

Ama tabiki alıntı yapmaya değer cümlelerimiz de yok değil..

"Binlerce insanla tanışıyoruz, hiçbiri gerçekten dokunmuyor, sonra bir kişiyle tanışıyoruz, hayatımız değişiyor."

Gerçekten de doğru değil mi.. Ama en önemlisi o kişiyle tanıştığınızı hissettiğiniz anda ona da bunu hissettirebilmek sanırım..

B.