
Olmaz, dedi Peri. Hayatta yapamam!
Yaparsın, dediler.
Kaldır başını göğe. Bulutlara bak, yıldızlara, aya bak.
Ancak o zaman yaparsın.
Baktı Peri.
Uzuuun uzun baktı.
Yıldızlar aya, ay bulutlara, bulutlar göğe dolanmıştı sımsıkı.
Herşey yerli yerindeydi ve fazlasıyla güzeldi.
Ama bir an gözlerini ayırınca, laftan anlamaz bir rüzgar esti,
Ellerini üşüttü Peri'nin.
Onun ellerini düşündü öyle olunca.
Hiç tutamadığı ellerinin beyazını,
beyazının sıcağını,
sıcağının hasretini duydu,
gözlerini kapatıp dokundu belki de.
Hayalinde dokundu ama, yapamazdı gerçekte. Bakardı ama dokunamazdı.
Günler geçer, geceler geçmezdi.
Gün olur devran dönmezdi.
Kıpırdamazdı, yaz gününde donar, çözülemezdi.
Kuşlar öter, insanlar yürürdü,
Güneş saklanır, dağlar soyunurdu da,
Yine de hiçbir şey olmazdı.
Böyle böyle,
Günler geçti, aylar tükendi, mevsimler solup gitti.
Hiçbir şey olmadı.
Biri sustu, diğeri baktı.
Biri düşündü, diğeri güldü.
Hiçbir şey olmadı.
Bir sabah, yutkuna yutkuna yola çıktı Peri.
Sabahların ayazı kimsesiz tan yerlerinde ağardı,
Gecelerin şafağı koyu bulutlarla yoğruldu.
İçi titredi, boğazı düğümlendi.
Ama hiç durmadı.
Yeşil vadilerden, karanlık dehlizlerden,
Dümdüz ovalardan geçti.
Yosunlu kavuklardan su içti, kuruyan dallar kollarını çizdi.
Çizilen kollarına bakıp bakıp,
Dönmeyen talihinin sağır kulaklarına,
Olmayan dillerden sözler, yeminler fısıldadı.
Ama kimse duymadı.
Duymaz, dediler.
Tüm gücünle bağırsan da duymaz.
Karşı kıyıya ulaşmaz sesin.
Buranın çorak topraklarındaki yarıklarda kaybolur sözlerin.
Yanına gitmelisin.
Karşısında değil ama, tam yanında durmalısın. Ordan bakmalısın yüzüne.
Sonra elini uzatıp usulca aralamalısın saçlarını.
Ve söylemelisin kulağına.
Gitmedi, Peri.
Gidemedi ama,
Bekledi.
Arzusunun ipini sabrının ağacına bağladı.
Ne akan suya, ne esen yele söyledi.
Sustu, dudaklarını mühürledi.
O gelene dek,
Gözlerini kapattı ki kimse bakamasın,
Saçlarını bağladı ki kimse dokunamasın,
Ellerini sakladı ki kimse tutamasın.
Hakikaten de,
Gün oldu,
En tatlı rüyanın ortasında,
Geldi elleri beyaz çocuk.
Batmayan ayın sükutunda,
Savrulan yaprakların hışırtısında,
Kimsenin uyanık olmadığı saatlerin sonuncusunda geldi.
Bıraktı geçmişinin zincirlerini.
Ağır ağır uzandı,
Ve dokundu ilk kez.
Önce yavaş yavaş,
Sonra sabırsızca,
Acıtırcasına dokundu.
Sonunda kendine çekip
Sımsıkı sarıldı ona.
Artık burdaydı.
Günler geceler,
Günler geceler,
Günler geceler boyu,
Gözlerini kaçırmadan bakıştılar,
Ellerini kaçırmadan dokundular,
Hiç soluk almadan seviştiler.
Loş bir bahar sabahında
Uyandı Peri,
O yanında yoktu,
Elleri beyaz çocuk.
Gelemezdi.
Gelse de,
O gidemezdi,
Olmazdı.
Anladı.
Hiçbir şey söylemedi.
....................
P.B.