
"...
Bellek belli bir yerde takılıp kalır. Bir sabah ya da gece yarısı, kar kokan bir öğle üzeri, bir yaz akşamı; bir sokak ya da oda kapısında, bir lokanta masasında, güneşi emmekten yorulmuş bir dal ucunda takılır kalır. Çok sonraları o yerin ve o anın fotoğraf durağanlığı ile belleğinize işlenmiş olduğunu görür ve orada, o anda bir daha hiçbir zaman o eski siz olmamacasına derin, köklü ama adını koyamayacağınız bir değişim geçirmiş olduğunuzun ayrımına varırsınız.
...”
"...
Sevmek sonradan usulca okşamaktır bir elin değdiği yerini saçlarınızın.
Sevmek yaşamınıza birdenbire girip, bir süredir ona sessizce katılmakta olan birini ondan önceki denge ve düzeni hiç bozmamaya çalışarak kabullenmek midir?
..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder