24 Eylül 2016 Cumartesi

Cumartesi Üçlüsü


Uzun süredir her gün bir film izliyorum, izlemediğim gün kendimi eksik hissediyorum, keşke aynı duyguyu spor için de hissedebilsem =) İzlediğim filmleri de twitter hesabımdan, kendi zevkime göre paylaşıyorum. O halde madem bugün Cumartesi, madem hava kapalı, oturun evde film izleyin, girin battaniyenin altına, alın kahvenizi, açın bir romantik komedi, ne de olsa hepimiz amerikan romantik filmi kıvamında hayatlar yaşıyoruz. Ne romantizmi ayol, benim gibi çocukluğu arabesk şarkılar içinde geçen bir kız kamyon şoförü kıvamında bakar hayata, benim film tavsiyelerim bol cinayet bol kan bol dövüş içerir. Bir de öyle çok popüler olmamış filmler tavsiye ederim ben, kahrolsun popülizm, lisede de hiç sevmezdim popüler kızları =)

Gelelim bugünkü film önerime: Backcountry; genç bir çiftimiz var, ilişkilerini toparlamak ve başbaşa zaman geçirmek için ormana kampa gidiyorlar (ne gerek var oturun evde işte), başta imrendiren huzur dolu mis gibi doğa sonrasında sizi gerim gerim geren sahnelere ev sahipliği yapıyor. Sinemada değil ama evde çok güzel giden filmlerden.

Kitap önerim: Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel Garcia Marquez'in en sevdiğim kitaplarından biri. Ben de uyandırdığı his, vaktiniz varken doyasıya yaşayın.

Mekan önerim: Tabisi Cafe Cadde. Haftanın ortalama 3 günü orda olduğumdan mıdır nedir, evim gibi rahat ediyorum. Pazar kahvaltısı enfes, akşam yemeğine gidecekseniz eğer, ana yemeklere geçmeden önce başlangıç olarak mutlaka acılı baharatlı karides yeyin derim. Afiyet, bal şeker olsun=)


22 Eylül 2016 Perşembe

Kocişi olmayanlar üzülmeyin =)




Instagram, facebook, snapchat derken sağımız solumuz, pembecikle içinde kocişleriyle mutlu mesut yaşayan evli kızlarla doldu. Hayır, mutlu olsunlar tabi mesele o değil, ben de mutluyum çok şükür =) Ama insan imreniyor ister istemez, kalmışsın sabahın köründe, sıcacık yatağından çıkıp giyinmişsin, sürüne sürüne işe gitmişsin, birilerini memnun etmeye çalışırken arada birkaç dakika instagrama gireyim diyosun, aman sabahlar olmasın, prenses grubundakiler öğlene doğru uyanmış, pembe taşlı tuşlu uyku maskelerini pembe cupcakeli türk kahvesi fincanlarının yanına koyup, kalıcı french ojeleri ve kafam kadar tektaşlarını da gözümüze soktukları "kocişko işte ben sabah keyfinde" temalı fotoğraflarına bakarken buluyosun kendini. Altında da yorumlar "pontişim keyfin bol olsun", "gel de beraber olsun fintoşum"... Ee olsun da bize reva mı bu derkeen içime su serpen haberle karşılaştım. Hastaymış ayol bu kızlar, bildiğin tanılı, teşhisli hasta. 

Psikiyatrist, Prof. Dr. Arif Verimli bu tür kadınların cam fanusta, dış dünyanın kötülüklerinden uzak büyütüldükleri için bunun sonucu olarak da dış dünyaya karşı duyarsız, toplumsal sorunları umursamayan, “La belle indifference” da denilen güzel aldırmazlık sendromuna yakalandıklarını söylemiş. Bu da beraberinde histeriyonik ve narsistik kişilik bozukluğuna sebep oluyormuş. Sonra da böyle deli deli mutluluk fotoğrafları paylaşıyorlarmış. (dedi ve akşam sevgilisiyle pembe fincanlı “aşkitomla kahve keyfi” fotoğrafı paylaştı.

20 Eylül 2016 Salı

Zaman Geçiyor




3 sene geçmiş eski bloğuma bir şeyler yazmayalı, oysa ne kadar severim yazmayı, yazdıklarımı okumayı, yıllar geçtikçe ne kadar büyüdüğümü yazdıklarımdan anlamayı =) 3 sene öncesine bakıyorum şimdi, hayatım hem hiç değişmemiş hem çok değişmiş, mutlu muyum çok mutluyum gerisi boş...

Bu ara biraz yaşa takığım. Bu yaştan sonra olur mular çok var kafamda... . 35 yaş kadınların geriye doğru gittiklerini hissettikleri yılların başlangıcı sanırım... Her şey daha zor, daha yorucu, daha sıkıcı, başlamak için çok geç,bitirmek için çok uzun gözüküyor insanın gözüne... Spora başlasan bir Adriana Lima olmaz, yeni bir okula başlasan kafan almaz, yeni bir dil öğrenmeye vaktin olmaz sanıyorsun.

Yok ama değilmiş öyle (kendisiyle çelişen blogger), şimdi geriye dönüp baktığımda 20lerimde aldığım kararların çok da isabetli olmadığını görüyorum. 30dan sonra kişiliğimiz tam oturuyor aslında, en azından benimki öyle oldu, ne olmak istediğimi, ne yapmak istediğimi, kendimi nerede görmek istediğimi 30dan sonra keşfetmeye başladım. Kariyer, evlilik, çocuk, iyilik, güzellik, hırs, öfke hepsi 30dan sonra anlam kazandı hayatımda. O zaman neden geç olsun ki yeni başlangıçlar için, tam zamanı aslında.


Olsunlar / Olmasınlar =)

Sevmediğiniz işi yapmayın.

Enerjinizi düşüren mutsuz insanlardan uzak durun.

Başkalarının doğrularını dinleyin ama kendi doğrularını uygulayın.

Kötü gün dostu olduğunuz kadar iyi gün dostu da olun. Başkalarının mutluluğuyla mutlu olmak erdemdir.

Hırslarınız uğruna hayatı kaçırmayın.

Evlenmeseniz de olur, sevgililik kadar güzeli var mı =)

Çok uyumayın, onun yerine bol bol dizi ve film izleyin.