
Bütün yanlışlarım, doğrularım, bütün gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve ve beni ben yapan ne varsa.. Biraz dalgın, biraz hırçın, fazlaca neşeli, biraz alıngan, biraz huysuz, çok çok konuşkan, azıcık sessiz, biraz kırılgan.. Ben olmaktan, iyi ya da kötü, ama böyle olmaktan hoşnutum, mutluyum. Aslında nihayet mutluyum desem daha doğru.. Kimse için değişmek zorunda hissetmemek, kimseyi değiştirmek için debelenmemek gerekiyomuş.. Böyle daha hafifmiş hayat.. En sonunda ele geçirdim seni özgüven, tam vazgeçmiştim, sen geldin, hep böyle olmaz mı zaten:)
Bu arada ilk cemre düştü dün.. Yazı çok özledim, yazlıkta akşamüstü iskeleden ayaklarımı denize sokup türk kahvesi içmeyi, yan taraftaki mandalina bahçelerinin mis mis kokusunu, Marina'da yürüyüş yapmayı, markete bisikletle gitmeyi hepsini çok özledim.. Ve bunları sadece 1 haftaya sığdırmak çok canımı sıkıyor, o yüzden okul yıllarımı da çok özledim..
Neyse.. The Pierces'ın "The Secret"ını çok seviyorum.."İki kişi sır saklayabilir, eğer onlardan biri ölüyse" :)
B.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder