23 Şubat 2009 Pazartesi

Revolutionary Road



Kim için yaşıyoruz, hayatı ve hayallerimizi neden sürekli erteliyoruz? Örnek yaşamlar sergilemek için, sürekli beğenilmek, takdir edilmek ve başkaları tarafından onaylanmak için kendi beklentilerimizi erteliyoruz.. Hayattan kaçıyoruz, hayatı kaçırıyoruz.. Mutlu muyuz sorgulamıyoruz bile.. Sorgulayanları da eleştiriyoruz..

Geçenlerde sevdiğim sözlerden birini yazmıştım.. "İnsan parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır." Revolutionary Road'da bir tek bu söz eksik kalmış bence.. Son zamanlarda aklımdan geçen, düşündüğüm, sorguladığım hatta arkadaşlarıma söylediğim cümlelerin aynısını filmde duymak beni şaşırttı..

Hayat sahip olduklarımızla geçiyor, ama onlarsız neler yapabileceğimizi hiç düşünmüyoruz.. Onlarsız yeni nelere sahip olabileceğimizi düşünmüyoruz.. Alışkanlıklarımıza öyle bağlıyız ki, olmazlarsa olmaz sanıyoruz.. Oluyor aslında, hiçbir şey, hiç kimse vazgeçilmez değil..

"Hepimiz gerçekleri biliriz, ama sadece yalan söylemekte ustalaşırız.." Herkes zayıflıkları, zaafları arasında kahraman rolü oynarken ne kadar zor ayak uydurabilmek.. Hiç kimsenin aslında dışardan gözüktüğü gibi olmadığını bilmek, hissetmek, hayal kırıklığı yaşamak, off offff:)

B.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder