
Bazen çok şey bilmek sanıldığı kadar mutlu etmiyor insanı, o zaman yalanlar dev gibi büyüyüp üstünüze üstünüze geliyor, o yüzden size sunulan gerçeklik kadarıyla yetinmek gerek.. Şimdi bildiklerimi saklıyorum kendime, yalanları dinliyorum sessizce..:)
Ne kadar değer verirsen ver karşındakine, o alabileceği kadarını alıyor, fazlası etrafa döküldüğünden o da üstüne basıp geçiyor, o yüzden sen de onun üstüne basıp geç, eşit olun böylece..:)) Pek sevdim bu manasız metaforumu..
Ben seksek oynayarak büyüyen şanslı çocuklardanım, bir de köşe kapmaca oynardık.. Hatta seksek alanımız da aynı dörtgenin içindeydi, bilinenden daha farklıydı bizim seksek, yazarak da anlatılmaz ki görmek lazım, şekli, kuralları farklıydı, zaten dediğim gibi daha önce de herkesinkiyle aynı olursa oyunun kuralları o zaman aynı sebeple yananlardan ya da kazananlardan olurduk ki pek de anlamı olmazdı bence..
-"Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi var hayatın. Farkında olmadan basıyorsun çizgiye. Kızıyorlar anında. ‘Yandın’ diye atılıyorsun oyun dışına.." (Elif Şafak)-
Bizde çizgiye basmak bozmazdı işte oyunu, böyle sıradan kurallarla bozulmaz oyunlar!
B.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder