aşk zamanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk zamanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2010 Çarşamba

In The Mood For Love


Ayaklarınız yerden kesilerek izlediğiniz bir film oldu mu diye sorsalar hiç tereddüt etmeden, “In The Mood For Love/Aşk Zamanı” diyebilirim.. Zira müziklerinden, sekanslarına, diyaloglarından, sessiz karelerine kadar her şey sizi bir rüyaya uyandırıyor adeta.. Aldatılmanın ve hayal kırıklığının gölgesinde kalan platonik bir aşkın öyküsünün ince ince işlendiği filmde Wong Kar Wai, her sahnede sanki bir fotoğraf karesin canlandırıyor. Senaryoya bağlı kalmayı pek sevmeyen usta yönetmen, kadın ruhunun kırılganlığının tezahürlerini de doğaçlama sahnelere ve hareketli kamerasına yansıtırak, izleyiciyi bir kez daha fethediyor.

Eşleri tarafından aldatılan ve aynı zamanda kapı komşusu Bayan Chan ve Bay Chow’un birbirlerine destek olmak maksadı ile başlattıkları arkadaşlık zamanla tensel temasa geçmeksizin büyüyen bir aşka dönüşürken, sessizlik ise ilişkilerinin tek tanığı oluyor. İzleyici, 60’ların Hong Kong’unda geçen bu büyülü atmosferin içinde kaybolurken filme Mike Galasso, Umebayashi Shegeru ve Nat King Cole de notalarıyla eşlik ediyor.

Filme hakim olan genel karanlık atmosfer, yağmur ve tabiîki Kar Wai Wong filmlerinin vazgeçilmezi sigara dumanı şüphesiz hüznü simgeleyen, birbirine bağlı ama aynı zamanda tek başına da karakterlere anlam yükleyen ögeler olarak dikkat çekiyor. Kamera, birbirine aşık ama ister toplum baskısı deyin ister içgüdüsel vicdan deyin, bir şekilde birbirlerinden uzak durmayı başaran bu iki insan etrafında dönerken, aşıklarımızın sadakatsiz eşlerinin yüzlerini neden göremiyoruz dersiniz? Yönetmenin bu bilinçli tercihi belki de, çoğu zaman görünürde ait olduğumuz dünyaların aslında hiç olmadığını, kimsenin bilmediği ve göstermekten de korktuğumuz iç dünyalarımızda yaşadığımız gizli dünyayı simgelemek adınadır. Filmin hafızalara kazınan sahnelerinden biri olan taksinin arka koltuğundaki sessiz yolculukta ise bir Wong Kar Wai klasiğine tanık oluyoruz, Birbirine yakın gibi duran ama aslında bir o kadar uzak iki kişi, ortak aşk acıları ve imkansız bir aşkın yavaş yavaş akıp gitmesi..

2000 Cannes Film Festivali’nde, Tony Leung ile “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü, Vietnam’da “En İyi Görüntü” ve “En İyi Kurgu” ödüllerini ve Fransızlar'ın Oscarları gözüyle bakılan "Cesar"larda en iyi yabancı film ödülünü kazanan Aşk Zamanı 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde de “Dünya Festivallerinden” bölümünde yer almıştı. Peki neydi bu filmi sıradan bir aşk filmi yapmaktan çıkaran? Şüphesiz yönetmenin imkansız bir aşkı büyülü ve zarif bir resim gibi çizmesi.. Öyleki filmi izlerken kendinizi bu aşkın içinde bulabiliyorsunuz. Dönüm noktalarında ve zirvelerde ağırlaşan kareler, sihirli notalarla birleştiğinde aldatılan kadın siz oluyorsunuz ya da terk edilen erkek.. Yönetmen belki de hayatın içinde, hepimizin bir şekilde yaşadığı, tanıdığı, hissettiği duyguları ağır ağır içimize işlerken bilmemek, duymamak ve görmemek arasında gidip gelen ruhumuzun sahte mutluluklar içinde nasıl kaybolduğunu bir kez daha hatırlatmak istedi izleyiciye..

Filmi bitirdiğimde aklıma Oscar Wilde’ın şu sözü geldi: “İnsanların çoğunun mutluluğu ve mutsuzluğu, kendi düşünce ve inanışlarına bağlıdır”.. Tıpkı Bayan Chan ve Bay Chow’un aldatılmak pahasına sadakati, terk edilmek pahasına yalnızlığı tercih etmeleri gibi.. Üstelik kaderleri başkalarına bağlı olsa da seçimleri kendi ellerinde olmasına rağmen..