8 Mayıs 2010 Cumartesi

Breakfast at Tiffany's



Önce kitabını okudum, okurken her sahneyi gözümde canlandırdım, sonra filmini izledim, her şey karesi karesine oturdu.. Bunları yazarken bile görüntüler canlanıyor gözümde.. Holly'nin kendini aramasında kendimi buldum sanırım.. En çok da Tiffany'de 10 dolara mücevher araması ve daha da güzeli bulmasına bayıldım.. Kedisinin adı kediydi.. Neden biliyor musunuz? Çünkü kendi bir yere ait olmadığı için sokakta bulduğu kedisinin de ona ait olmadığını düşünüyordu, o yüzden isim koymamış ona.. Takii onu kaybettiğinde aslında kendisine ait olduğunu anlayana dek.. Hep böyle değil midir zaten, ne zamanki kaybederiz elimizdekini o zaman anlarız kıymetini..

"Söylemeden edemem, 1 yıl olmuş nerdeyse yazmayalı, insan unutuyor bazen en sevdiği alışkanlıklarını, çünkü yeni alışkanlıklar giriyor hayatına, hayatı değişiyor, kendi değişiyor.. Çok film izledim geçen zamanda, çok beğendiklerim oldu, çok ağladıklarım -the elephant man- çok şaşırdıklarım -konuş onunla-, çok güldüklerim -kadın aklı, erkek aklı- geçmişe gittim-ve tanrı kadını yarattı-, etkilendiklerim -the mood for love- ve daha nicesi.. Yazmaya başladım yine nasılsa, umarım yine vazgeçmem=)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder