16 Mayıs 2010 Pazar

Yazı mı Kışı mı?



Yazı çok sevmediğimi fark ettim, yağmuru çok sevdiğimi biliyorum ama kışı yazdan daha çok sevdiğimi bilmiyodum. Mesela kaşkolümü, beremi takıp soğukta sevgilimle yürüdükten sonra sıcak kahve içmenin keyfi, sıcakta iki adım yürüyüp nefes nefese kalmaktan bin kat daha iyidir sanırım, üstelik söz konusu kişinin bir de polen alerjisi varsa bahar iyice kabusa dönüşür. Tabiki bende özledim iskarpinlerimi, şortlarımı, uçuşan eteklerimi, bronz tenimi, arabamı camım açık kullanmayı.. İstiklalde dışarda oturmayı ya da sinemaya gidince elimde montum, atkım, berem yanıma biri oturmasa da koltuğa koysam diye beklememeyi.. Ama yine de kış daha saf sanki, daha çok şükrediyor insan üşüyüp sıcağa kavuşunca evi olduğuna ya da sıcacık kahve içecek parası olduğuna.. Hem çalıştıktan sonra ne anlamı var yazın, denize fotoğraflardan baktıktan sonra.. Ama yine de nihai kararımı vermiş diilim, iskeleden ayaklarımı denize uzatmama bakar kıştan vazgeçmem..

=)
B.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder