23 Nisan 2009 Perşembe

Günlerden çocuksu..


Bazen söylemek istediklerinizin çoğunu zaten söylemiş, söylemediklerinizi söylemenin ise zaten gereksiz bir zahmet olduğunu fark edersiniz.. Çocukluğu geride bırakmak belki de budur.. Neyseki seviyorum hala konuşmayı.. En suskun olduğum zamanlarda bile öylece konuşabilirim saatlerce.. Eskiden anlaşılmak için konuşurdum şimdiyse kimse anlamasa da olur..

Kabullenmeyle isyan arasında gidip gelirsiniz ya bazen, kabullenmenin dinginliği, sarıp sarmalamışlığı gibisi yoktur, evdeki huzur mutluluk budur misali=)

Balkondan sarkarak bakardım ben küçükken, annem çok kızardı, hala da kızar çünkü hala sarkarım balkondan.. Çünkü görebileceğimden daha fazlasını görmek istedim her zaman, başkalarının gördüklerinden daha çoğunu görmek, başkalarının sevmelerinden daha çok sevmek, başkalarından daha başka olmak.. Yatağında uslu bir su gibi akmak istemedim, sıradanlığın huzurunda uyumak da.. Ama şimdi anlıyorum ki tekdüzelik diye küçümsediğim o hayatlar, bazen gerçek mutluluğun ta kendisi de olabiliyor.. Ben suyun hangi yakasındayım peki? Hala balkondan sarktığıma göre..

Hmm bir de bugün 23 Nisan ya.. Aslında pek anım yok 23 Nisanla ilgili, bando takımına girmek istemiştim, kısa ve süslü etekleri yüzünden=) ama trampet ağır gelir bana diye almadılar takıma.. Neyse ziyanı yok, çabuk atlattım.. Melankoliye eğilimli bir yapım olsa da neyseki takılmıyorum tek bir ruh halinde.. Geçişlerim zaman alsa da, başarıyorum geçmeyi, afferin bana=) İki kare geldi çocukluğumdan gözümün önüne, kalabalık aile fotoğraflarında önde çömelerek poz vermek ve pikniğe giderken station arabanın bagajında oturmak zorunda olmak.. Sanırım çocukluk biraz da bunlar demek..

Olmaması gereken bir zamanda olmamanız gereken bir yerde olursunuz ya bazen çocuklukta yoktur böyle bir kavram.. Nerde olursanız olun orda olmanız gerektiği için ordasınızdır, öyledir yani, çünkü çocuk sadece istediği yere gider.. Şimdiler de ben de çocuk günlerimin en çocuğunu yaşıyorum, sayende..

B.

4 yorum:

  1. çocukluk anılarına ek1: çay kaşığıyla nesquik yemek.

    ek2: deli gibi sıkıştığın halde tuvalet için eve gitmeye direnmek, dayanabileceğin son ana kadar sokakta kalmak.

    bi dakka yoksa balkon çocuğu muydun sen??
    alakasız ek3: birine yazıyosun bu yazıları. ne mutluyum senin için.
    o birine söyle ayağını yerden kesicem onun!

    YanıtlaSil
  2. ben balkonda büyüdüm, o yüzden biri yeni eve çıktığında ilk balkonu var mı diye sorarım=)

    ben de ek yapiyim o zaman, tuvalet konusuna %100 katılıyorum, tuvalete yetişemediğin oldu mu peki=)

    ağzına onlarca jelibon ya da leblebi atmak, 4 sakızı birden çiğneyip dev balon yapmaya çalışmak, balkondan aşağıdan geçenlere küp şeker, mısır koçanı, saç fırçası atmak..

    alakasız ekine ithafen: O birisi benim ayağımı yerden kesti zaten, hayat ne tuhaf, ne tatlı, ne sürprizli=) bir tuhaf heyecan, senin de geri sayımın başladı bence..

    YanıtlaSil
  3. Bu arada balkonda büyüdüm de ne tuhaf tabir olmuş, sanki beni almamışlar eve, balkona kulübe yapmışlar gibi=))

    YanıtlaSil
  4. aşk hayatımı burda açık etme lütfen, bu bir.

    tuvalete yetişemediğim asla olmadı. onun yöntemi malum bölgeyi sıkıca kavrayıp elin oranda yan yan yürümektir, hemen keşfetmiştim bu iki. ama senin yetiştiremediğin oldu, kesin.

    b. çocuğu...

    YanıtlaSil